ÖNSÖZ
17. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış Divan şairlerinden VECDÎ (Abdülbaki)'nin, gerek gizemli ölümü ve gerekse lirik şiirleri bakımından, edebiyatımızda apayrı bir yeri vardır. Bu yönleri açısından daha o dönemde, divanının pek çok kopyalan oluş turulmuştur. Bugün eldeki her yazma divan nüshalarına ilişkin türlü ayrılıklar ise, bize onun değişik mekânlarda şiirlerine duyulan ilgiyi göstermektedir.
Vecdî'nin yaşamöyküsü konusunda başvurulan kaynaklardan elde edilen bigiler çok kısa olup hemen hepsinde birkaç satırı geçmemektedir. Bu yönden, o bilgilere metinlerde geçen yenileri eklenerek, elden geldiğince bir bütün oluşturulmaya çalışılmıştır.
Bursalı Mehmet Tahir, Osmanlı Müellifleri adlı yapıtında iyice incelemeden Vecdî'nin "Kendi yazısıyla olan, Mecmua-i Eş'arı-, Bayezit camisindeki Veliyüddin Efendi kitaplığında mevcuttur" demektedir. Oysa söz konusu olan yapıt Makedonya'nın Debre kentinde doğmuş ve çeliştli yerlerde kadılık yapmış Mevlevi Şeyhi Vecdî Dede'nindir. Öte yandan Safaî tezkiresi, öteki kaynakların tersine, Vecdî'nin öldürülmesi olayını hicri 1072 tarihinde gösteriyor 3 ki bu da düzeltilmesi gereken bir olgudur. Çünkü günü gününe tutulan tarihlerin verdiği kayıtlar, 1071 Ramazanının 4. salı günüdür.
Vecdî divanı; biri hicri 1289, öteki 1306'da olmak üzere iki kez basılmış 5 ; fakat okunamayan sözcükler, başka nüshalarla karşılaştırılmadan yazıldığı için, türlü yanlışlıklara neden olmuştur.
Bütün yazma nüshaların temeli, iki köklü kaynağa dayanıyor. Şimdilik onların hiçbiri henüz ortada yoktur. Eldeki değişik yazmaların biçim ve sözcük benzerlikleri dikkate alınarak, bir tasnif yapılmış, sonra da ayrı nüshaları birleştirip belirleyen bir liste düzenlenmiştir. Ayrıca, hicri 1093'te kopya edilen en eski nüsha, tam olmadığı için düzenlenmede temel alınmamış olup, ancak yanlış ve kuşkulu sözcüklerin doğrularının saptanmasında, bu nüshadan yararlanılmıştır.
Kolaylık sağlamak için Çeviriyazı (transkripsiyon) imleri divanın hemen başına alınmış, beyit eksiklikleri ise altlarda gös terilmiştir. Bu arada 17. yüzyılın siyasal, toplumsal ve yazınsal alanlarına değinilerek; Vecdî'yi daha gerçek yanlarıyla tanımanın olanakları düşünülmüştür.
Mehmet AYDIN